Ruh eşi, ruh ikizine dönüşür mü?

Ruh eşi, ruh ikizine dönüşür mü?

Merhaba Nergal Blogsever...

Ruh eşimi bulduktan sonra ne yapmalıyım? diye sormuştuk. Aynı konulu ilk iki yazımızın devamı olarak başlayalım yine söze...

“Hak ettiğimiz, hata ettiğimiz ve heba ettiğimiz zamanlardır hayat. Hiç yoktan harcamayın ömrünüzü cancağızım,” diyerek bitirmiştim, oradan devam edelim. Ömrümüz kısıtlı bir zaman dilimi. Ve zamanı nerde, nasıl, kiminle değerlendireceğimizi iyi seçmeliyiz. Sevdiğimiz, istediğimiz şeyleri yapabilmek; sevdiğimiz, istediğimiz insanla birlikte olabilmek elbette güzel ve önemli. Ancak daha önemlisi, bizi özgür kılacak olan şey; sevmediğimiz, istemediğimiz şeyleri yapmak ve sevmediğimiz, istemediğimiz insanla birlikte olmak zorunda kalmamaktır. Maddiyattan ziyade maneviyatı görmeyi öğrendiğimizde, zaten kendiliğinden oluşacak bunlar ve doğru işi, doğru eşi, doğru hayatı bulabileceğiz kendimiz için.

Herkes için farklıdır doğru eş kavramı. Biri sadece fiziksel olarak güzel ister eş seçtiği insanı. Diğeri ''Sadece beni sevsin yeter,” der. Öbürü yatı, katı olsun ister ki yaşayabilsin onunla doyuncaya kadar, beriki sevgisi saygısı ve ruhu olsun ister ki yaşayabilsin onunla ölünceye kadar.

Ruh, her halükarda önemli canım Nergal'li. Bir insanda, bir eşyada, bir evde, bir mekanda “ruh” aramalıyız önce. Hayalet manasında değil elbet. Bize hissettirdiği, yaşattığı, verdiği şeylere ve duygulara bakmalıyız. En lüks mekana bile girseniz bazen; “Ne bileyim, bir donuk, sönük, heyecansız, tatsız, tuzsuz geldi bana. Keyif alamadım. Sevemedim,” dediğiniz olmuştur. Hah, işte oranın bir ruhu yoktur da ondan. Sadece süslü, gösterişli, pahalı ve yapmış olmak için yapılmış bir yerdir. İnsan için de geçerli bu. Görüntü, ses, his, hal, tavır, davranış, fikir, zikir, hepsi birbirini bütünlüyorsa ve bize güzel hissettiriyorsa o kişinin ruhunun da güzel olduğundan bahsedebiliriz. Bu bağlamda da, ruh eşimizi, ruh ikizimizi arayabiliriz eş olarak seçmek üzere. Gerçi aramamıza gerek yok, onlar kendiliğinden bulacaktır bizi zamanı geldiğinde.

Yalnız, “Ruh eşi” ve “Ruh ikizi” farklı kavramlardır. Şöyle ki ikiz ruhlar; aynı özden gelen, farklı iki enerjiye ayrılmış ruhlar olarak tanımlanırlar. Eşruhlar ise, aynı titreşimlere sahiptirler ve birbirlerini dengelerler. Her insan illaki eş ruhuyla karşılaşmıştır, oysa ruh ikizi ile karşılaşmak çok nadir mümkün olabilecek bir durumdur.

Eş ruhların birbirlerini tamamlama özelliği vardır, ancak zaman her şeyi değiştirdiği gibi eş ruhları da değiştirebilir. Ruhsal ihtiyaçlarının değişimi ile sıradanlaşan yaşamları ile eş ruhların uyumları sarsılabilir. Çünkü eş ruhlar birbirlerini koşullu severler. İkiz ruhlar ise birbirini ne yaparsa yapsın yargısız, karşılıksız, koşulsuz severler. Ruh ikizini bulmak koşulsuz olan sevgiyi yakalamak demektir. Koşulsuz sevgi; içinde çıkar barındırmayan, herhangi bir nedenden ötürü olmayan sevgidir. İkiz ruhlar sabrı ve koşulsuz sevmeyi birbirlerinden öğrenirler. İkiz ruhumuz ile karşılaşabilirsek, değmeyin keyfine.

Ruh ikizi demek, denk hayatlar demek değildir. Her ikisi de karşılaşmadan önce bambaşka hayatlar, bambaşka deneyimler yaşamış olabilirler. Karşılaştıklarında her iki taraf için de yoğun ve güçlü bir çekim söz konusu olur. Ancak bu çekim 'tutku' diye tanımlanan duygu yoğunluğu değildir. Bu, her iki tarafın da birbirinin gözlerinde bir diğerinin yansımasının algılanmasıdır. İkiz ruhlar, karakter yapıları ve fiziksel özellikleri ile birbirlerine benzerler ancak farklı kişilikdedirler. İkiz ruhunuz kendisinden bahsederken siz, kesinlikle sizi anlattığı hissine kapılırsınız.

İkiz ruhların koşulsuz sevgisi ,aşkı, bağımlı ve hastalıklı bir durumda  olmaz. Koşulsuz sevmek her şeye rağmen onunla olmak ama gerektiği zaman da onsuz olabilmektir. Zaten koşulsuz aşk ve koşulsuz sevgi öğrenilmeden yaşanamaz. Hayatımıza giren insanlarla yaşadığımız, acı tatlı deneyimlerle öğreniriz hayatı. Aşk bazen kör ve sağır eder insanı. Hem kör hem kütük olursak, ne kendimiz gibi kalabiliriz ne de karşımızdakini doğru bir görüşle görebiliriz. Ancak kalbe söz geçirmek zor tabii o dönemde. Tecrübe sahibi olanların söyledikleri de bir kulağımızdan girip, çıkar diğerinden. En güzeli koy'vermek Napoli'lilerin dediği gibi belki de. Çünkü ne yaparsak yapalım, kim ne derse desin, illaki yaşamamız gerekeni yaşayacağız.

Önemli olan ruh eşimizi veya ruh ikizimizi bulduğumuzda anlayabilmek ve mutlu mesut bir arada kalabilmek. Uzmanların bir çok görüşü var bir ilişkiyi sağlıklı yürütebilmek, devamlılığını sağlayabilmek adına. Benim de var a dostlar.Tabii. Örneğin Bay KK ile biz, çok eğleniriz birlikte. Çünkü takıntı yapmadan, şekle şemale bakmadan, kasmadan, kendimizden vazgeçmeden dalga geçebiliyoruz birbirimizle. Ama 'dalga geçmek' konusunu yanlış algılamayın. Diğerinin bir yanlışını, hatasını, eksiğini, tuhaflığını yüzüne vurmak demek değil; “Bunlarla birlikte, tüm iyi kötü özelliklerinle, seni olduğun gibi seviyorum. Hep böyle kal sevdiceğim,” demektir.

Ben pek hamarat değilimdir, olması zorunlu gibi görüldüğü üzere. Çeşit çeşit yemekler, börekler, çörekler, tatlılar yapamadığım için; sürekli yazlık / kışlık yiyecekler hazırlayıp depolayamadığım için; durmadan ev işi, temizlik, vs. yapıp bir o yana bir o yana koşuşturmadığım ve sabahtan akşama çalışmadığım için sorun yaşamıyoruz mesela. Çünkü hayatın bunlardan ibaret olmadığını ve sadece birbirimize ihtiyacımız olduğunu biliyoruz. Bay KK, erkeğin kalbine giden yolun midesinden değil; beyninden geçtiğinin farkında ve bunu bana da hissettiriyor. Zaten kalbe giden yol mideden geçiyorsa bir terslik var demektir biyolojik olarak. Uzun süredir ciddiyim, biraz şımarmak hakkım canım, ne yapayım?

Birlikte giriyoruz mutfağa, o bana yemekler yapıyor, ben ona salatalar. O bana börekler açıyor, ben de ona filmler açıyorum, oturup birlikte yiyoruz keyifle bir yandan izlerken. Ne olmuş yani? Pilavım dillere destandır benim. Bay KK, pilavımı överken şöyle der mesela: “İklim süper acayip pilav yapar, tadından yenmez. Achilles'e verdik, o bile yiyemedi, o derece değişik bir şey!”

Şimdi ben darılayım mı, küseyim mi, üzüleyim mi yani? Ben de eşlik ediyorum tam tersi. Her şeyi ciddiye alamazsınız sağlıklı bir ruh halinde kalabilmek istiyorsanız. Eğlenmesini, eğlendirmesini bilmelisiniz mutlu mesut bir ilişkiyi yürütebilmek için. Romantik akşam yemekleri, kırmızı güller ve mum ışığı eşliğinde geçmez gerçek hayat maalesef. Ha, bunlar da olsa ne güzel olur ama olmasa da olur. Önemli olan, birbirinize sahip olmanızdır.

Bunlardan yola çıkarak, size şunları rahatlıkla söyleyebilirim:

- Eşinize, partnerinize, en savunmasız olduğunuz yönünü rahatlıkla göstermekten kaçmayın. Sevginiz sayesinde, daha da yakınlaşabilirsiniz böylece.
Her zaman açıkça ve dürüstçe ifade edin hislerinizi. Yalan katmayın ilişkinize. En kötü, en zor şeyi bile söyleyebilin.

- Kişisel alanlarınızı yaratın. İllaki kocaman bir evinizin, özel odanızın olması gerekmiyor. Yanyanayken bile, yalnız kalabilirsiniz bir süre kendi istediğiniz şeyleri yapabilmek için.

- Birbirinize zaman ayırın. Her şeyden daha önemlisiniz birbiriniz için. Bunu hep aklınızda tutun.

- Kendinizi sevin ki, eşiniz de sizi sevebilsin. Sayın ki, o da sizi sayabilsin. Doğal olun.

- Gülmek, eğlenmek için bahane aramayın. Hep gülümseyin. Hayır, zor değil.

- Birbirinizin olumsuz yanlarını söyleyip durmayın, olumlu yanlarını sürekli övün. İtham etmeyin, iltifat edin.

- Kolay affedin. Yoksa hayatınız çekilmez olur. Küs olarak uyusanız bile, yeni güne barışık olarak uyanın.

- Hayat güllük gülistanlık değil maalesef, bunu kabul edin ve kendiniz güzelleştirmeye çalışın.

- En önemlisi ise, konuşun. Herhangi bir konuda, enine boyuna sohbet edin. Sorunlarınızı, duygularınızı açıkça ifade edin.

- Bu konunun sonu yok. Anlatacak da, yaşayacak da çok şey var. Hepimiz kendi hayatlarımızda görüp deneyimleyerek öğreniyoruz bir şeyleri en güzeli. Başka biri; “Şöyle yapın,” dese de o şey başımıza gelmeden, görmeden, duymadan tecrübe edinemiyoruz. O halde, başımıza gelen şeyleri, iyi ya da kötü diye değerlendirip hemen heyecana ya da endişeye kapılmamalıyız. Sadece her halükarda deneyimlemeliyiz. “Her şeyde bir hayır vardır değil, her şer'de bir hayır vardır,” diyerek karşılamalıyız olumsuzlukları da.  

Giderayak, Bay KK ve benim için bir maşallahınızı alırım artık, bergamotlu eşliğinde. Teşekkür ederim. Ben de sizlere gönderiyorum en pozitifinden güzel enerjimi. Mutlu kalın.

Doğala özdeş aromalı, katkısız, saf, temiz, berrak zihinli, huzurlu ve sağlıklı günler dilerim sevgili Nergal Blogsever.