Dünyanın en güzel 12 kütüphanesi

Dünyanın en güzel 12 kütüphanesi

Merhaba Nergal Blogsever...

Evlerimizde olduğumuz zorunlu süreçte epeyce bir kitap okuyup epeyce de film izlemeyi tercih edenlerimiz oldu. Senelik kitap ve film ihtiyacı karşılandı hatta. Buna fırsat bulabilenler şanslıydılar bence. "Sıkılıyorum,'' demektense süreci avantaja çevirdiler. Daha başka faydalı ve keyifli birçok şey var tabii yaptığımız ama ben kitaplardan bahsedeceğim için oraya değindim.

Kitap okumak lazım çünkü kitap güzeldir, beyninde bin bir kapı açar insanın. Yeni yerlere seyahat edip yeni hayatlar tanımayı sağlar ve her okuyucu aslında bir izleyicidir de. Okuduğunu kendine göre anlamlandırmaya çalışıp hayal kurar ve gözünün önünde canlandırırsın. Yani aynı zamanda okuduğunu izlersin de. Kitaplardan uyarlanan filmleri düşünün!

Uyarlayacak olan kişi, kitaptan esinlenerek karakterlere, olayların geçtiği yerlere, vs. şekil verir. Ve hayal gücüyle yorumlayarak oluşturduklarını bize hazır halde izlememiz için sunar. Yazar da kendi hayal gücünden yola çıkıp kurgularını yaratır ve size farklı dünyalar oluşturabilmeniz için sunar. Siz de gözlerinizle yazılanları okur, beyninizle algılar ve bu sayede canlandırdığınız resimleri hayal gücü monitöründen izlersiniz.

Herkesin hayatı, baş rolünü oynadığı bir filmdir veya filmlere konu olacak bir kitaptır. Örneğin üzgün isek drama, endişeli isek gerilim, kızgın isek aksiyon ve aynada kendimize bakarak bunları düşünüp duruyorsak bir korku filmi olur hayat. Ama hepsine gülüp geçebiliyorsak komedi'nin IMDB'si, bizi kırmızı halıya götürür.

Kitap, hobi olarak okunmaz. Bu bir tarz ve seçimdir. Kitap okumak çok keyiflidir. Yeri ve zamanı yoktur. Canının istediği her an ve her yerde okunabilir. Her ne yapıyorsan, önemli olan onu severek yapmak ve keyif almaktır ya, bu yüzden kitap okumak için öncelikle kitapları sevmek gerekir. Ve lakin bu da yeterli değildir. Kişi bundan keyif alıyor ise okunabilir kitap rahatça. Mesela çantanızda, arabanızda, bavulunuzda, koltuk altınızda bir tane kitap bulundurmanın sayısız faydası vardır.

Tabii... Canınız sıkılmaz bi'kere! Otobüs, tren, vs. beklerken daha iyi ne yapılabilir ki okumaktan başka? Bir bekleme odasında geçmeyen zamanın içine karışmak, kitap sayfalarını karıştırmakla mümkün olur. Bir çok farklı hayat, bir çok farklı insan ve bir çok faklı yer görürsünüz oturduğunuz yerden. ''Kesin filmi yapılmalı bunun!'' dediğiniz bir kitap  okuduğunuzu düşünsenize, ne keyifli! Ya da sinemaya uyarlanmış seri bir kitabı okuduğunuzu düşünün. Bir sonrakinde ne olacağını herkesten önce bileceksiniz! Hayatınıza yön verecek sözler duyar ve görürsünüz. Kelime dağarcığınız dolup taşar. Hediye alma ya da verme konusunda uzman olursunuz. Kitaplardaki karakterlerle, kendi karakterinize yön verebilirsiniz. "Cereyan yok, internet yok, aman Tanrım ne yapacağım?" diye endişelenmenize gerek kalmaz! Ne kadar çok okursanız, o kadar iyi konuşur ve yazarsınız. Kitaplık ya da kitap okuma köşeleriyle dekorasyon yapabilirsiniz evinizde. Empati kurmayı öğrenirsiniz. Gelmişe ve geçmişe bedava yolculuk yaparsınız. Okumak, beyin hücrelerimiz arasındaki bağlantıyı güçlendiriyormuş canım Nergal'li. Yeni zeka pırıltılarına ''Merhaba!'' deyin!

Ve lakin kitap okuyamadığını söyleyen insanlara da asla kızılmamalı, aşağılanmamalı ve yargılanmamalıdır. Herkes eline bir kitap alıp okuyamayabilir çünkü. Yani; cahil kalmak isteyen bir at gözlüklü değilse zaten okuyordur amma velakin kitap okuyamamasının da sebepleri olabilir. Öğrenme arzusu olduğu halde çeşitli sebeplerden okuyamayabilir insan; gözleri rahatsız oluyordur, sayfalarca sıkılıyordur, okuma güçlüğü çekiyordur, hemen sonuca ulaşma isteğiyle bilmem kaç sayfaya katlanamıyordur, vs, vs... Kitabın kendisini değil, hali hazırda kullandığı için bilgisayarda e-kitap olarak  okumayı seviyordur, olamaz mı? Bunun yerine izlemeyi, gözlemlemeyi tercih ediyordur belki. Belgesel ve bilgilendirici videolar izliyordur belki? Film olarak görmeyi tercih ediyordur kitabını okumaktansa? Çok iyi bir dinleyici ya da gözlemcidir de okunanı ya da anlatılanı dinlemeyi seviyordur?

Sonuçta, kitap okuyamadığı için başka şekillerde bilgilenmek üzere kendi çözümlerini üretecektir zaten. Velhasıl hiçbir şey bilmediği halde çokbilmiş görünen, öğrenmeye ve yeniliğe kapalı, kitabın kapağına dahi tahammülü olmayan, başka organlardan hayat bulmaya çalışmayan biri olmadığı sürece kitap okumadığı için birini yargılama hakkımız yok.

Herkes, her şeyi bizim gibi sevecek diye de bir kural yok. O kişinin niçin kitap okuyamadığını bilerek ve ona yardımcı olmaya çalışarak sevdirebiliriz belki 'kitap okuma' alışkanlığını. Lakin baskı yapmadan ve küçümsemeden!

Birine bir şeyleri sevdirmeye çalışmak bazen ters etki yaratabilir. Onun yerine, bizim ne kadar sevdiğimizi ve faydasını gördüğümüzü anlatacak davranışlar sergileyerek görsel bir örnek teşkil edebiliriz.

Bu her şey için geçerli. Çünkü ne kadar baskıcı ve empoze edici cümleler kurarsak, o kadar itici oluruz. O şeyi sevdirmek yerine tiksindirici oluruz aksine. Seveceği var ise de sevemez artık!

Kitap okumak çok keyiflidir. Okuduğunuz konunun içinde buluverirsiniz kendinizi ve dalarsınız o dünyaya farkında olmadan. Engin denizlere açılmış gibi olursunuz, belki ürkersiniz ama merak da edersiniz çılgınca. Okudukça, derine daldıkça kaybolur gidersiniz sanki satırların arasında ve bulunduğunuz dünyadan soyutlanırsınız. Bazen kaçışlar için çok iyi bir seçenektir okumak. Çayınızı, kahvenizi, şarabınızı ya da her ne seviyorsanız onu alıp yanınıza, tatlı niyetine okursunuz kitabınızı. Pek bir keyiflidir yani. Oradaki dünya, sizin dünyanız olur birden. Yeri ve zamanı da önemli değildir...

Bir okuma köşesinde, bir sokağın köşesinde, bir taşın köşesinde, bir iskemlenin köşesinde, bir durağın köşesinde, bir masanın köşesinde belki de... Belki de uzak bir köşede, hemen yakındaki köşede, köşedeki kafede, köşedeki odada, köşedeki kitapçıda, köşedeki bankta...

Köşeyi dönünce belki?

Okumak da yazmak da pek keyifli ve faydalı. Örneğin, mektup yazmayı çok severdim ben. Hala da seviyorum tabii. Ama kime yazayım şimdi canım Nergal'li? E-mail diye bir şey var artık. Patpat yazıyorsun, pıtpıt yolluyorsun, saniyede karşı tarafa ulaşıveriyor. Ama kağıt ve kalemin tadı da bir başka. Ben illaki kullanıyorum. Hiçbir şey bulamazsam tarifleri yazıyorum, Bay KK'ye notlar yazıyorum, hesap kitap yaparken karalıyorum, pc açık değilken notlar alıyorum derken bolca karalıyorum yani.
Mektuplar uzun uzun yazılırdı eskiden. Çünkü çok sık yazılmadığı için birikirdi konular, dedikodular. Pek severdim zati uzun uzun yazmayı. Hala da öyle, yedisi yetmişi değişmiyor yani. Kısa, iki kelime ile anlatamıyorum derdimi ben. Ha, konuşurken öyle değil bakın! Birkaç kelime ile oluşturulmuş kısa cümleler kullanıyorum. Üşeniyorum galiba konuşmaya!

Yazmayı seviyorum ben. Hiç üşenmem, sayfalar dolusu yazabilirim her an. Okumayı da seviyorum tabii. Mesela kitap okuyacaksam, iki - üç tanesini birden okurum dönüşümlü. Bu konuda yetenekli olduğum için değil tabii, sıkıldığım için. Aynı şeyde uzun uzun vakit geçiremediğim için, farklı şeyleri bir arada yapmayı sevdiğim için, beynim bir türlü durmadığı için, hızlı okuduğum için vs... Yok, kopmuyorum bir öncekinin konusundan, çıkmıyorum havasından. Dalarım yine...

Yani canım okur, okumuyor diye kimseye bağırmayın, azarlayıp yargılamayın. Falanca kitabı okumadığı, bilmediği için aşağılamayın, bu yüzden hemen cahil olarak yaftalamayın. Anlamaya, anlatmaya, anlaşmaya çalışın. Özellikle çocuklar, görerek daha iyi öğrendikleri için, okumasanız bile bir kitap alıp elinize okuyormuş gibi yapın. Okuma saatleri yapın. Keyif alıyormuş gibi yapın. Gerçekten olmasa da –mış- gibi yapın yani. Eş annem çocuklarına küçükken sevdirmiş kitap okumayı. Mutfak, banyo dahil evin her köşesine bir kitap koyarmış. “Burda kitap unutmuşsun,” dediklerinde; “Elimden bırakamadım, çok keyifliydi, bak banyoya kadar getirmişim görüyor musun?” dermiş. Çocuklar da merak edip bakarlarmış. Akıllıca bir taktik, değil mi?

Gün içerisinde sürekli bir koşuşturma içerisindeyiz hepimiz ve gerçekten bir şeyleri okumak için uzunca bir zamanımız yok. Hayatın akışını ve yorgunluğunu hepimiz yaşıyoruz. Hayat; aktığı hız olarak cimri, verdiği haz olarak cömert olsun istiyoruz hep. Aksi halde mutsuz oluyoruz! Mutlu olmak için zamanlar yaratmalıyız ya, hayatımızı daha çekilir kılabilmek için. Hah... Bunlardan biri kitap okumak, diğeri film izlemek olabilir.

Ortalama, dakikada bir sayfa okuyabiliyormuşuz biliyor musunuz güzel okuyucu? Altı yüz sayfalık bir kitabı okumak için ise aralıksız on saat okuma yapmak gerekiyor o halde ve bittabii imkansız! Kim on saat oturup da kitap okuyabilir ki? Zaman hızla akıyor ve çağa ayak uydurmanın koşturmacası içerisinde bir şeye zaman ayırıp odaklanmak da gittikçe zorlaşıyor.

Mesela kendimden örnek vereyim; ben hızlı okurum. Bu da süper yeteneğimden değil, sıkıldığımdan ve bir an evvel bitirme isteğimden ötürü geliştirdiğim bir şey. Ama anlayarak okurum. Genelde yazının anafikrini anlamaya çalışırım. Bir yazıyı okumaya başlarken önce başlığına bakar, konunun ne olabileceğini irdelerim. İlk paragrafı mutlaka tamamen okurum, diğer paragrafların ise ilk cümlelerini. Varsa ordaki başlıklara veya alt başlıklara bakarım. Bir resim, çizelge veya grafik varsa incelerim. İtalik veya kalın harfle yazılmış kelimeleri kaçırmam. Son paragrafı da tamamen okurum. Al işte, bitti gitti yazı. Hem hızlı, hem anlayarak okumuş oldum. Bir de yazının içinde herhangi bir şey arıyorsam tarama yaparım. Bir bilgi veren yazıda esas ihtiyacım olan kelimeyi, cümleyi, tarihi, veriyi, vs. ararım ve benim için gereksiz olan bölümleri atlamış olurum böylece. Ben kendi rahatsız bünyem sayesinde bunu geliştirdim ama bu aynı zamanda bir teknik. Hızlı okuma teknikleri şeklinde araştırıp siz de öğrenip uygulayabilirsiniz.

Artık pek bir ilgi duyanı kalmadıysa da birçok güzel kütüphane var hem ülkemizde hem dünyada. Birkaç tanesini size de hatırlatayım istedim canım okur.

Atatürk Kitaplığı (Taksim, İstanbul, Türkiye)

1924’ten beri hizmet veriyor ve koleksiyonunda yer alan Enîn-i Mazlûm, Bâdiye ve Varlık gibi yayınlar, dünyada sadece burada bulunuyor.

Milli Kütüphane (Bahçelievler, Ankara,Türkiye)

1946’da sekiz bin eserle kapılarını açan bu kitüphanede, ünlü ressamların orijinal tabloları, taş plaklar, fotoğraf, pul, para, afiş ve mikrofilm gibi materyaller ile devlet adamlarından aydınlara, ünlü bestecilerden solistlere kadar pek çok önemli ismin ses arşivi var.

Süleymaniye Kütüphanesi (Süleymaniye, İstanbul, Türkiye)

1918’de Süleymaniye Külliyesi’nde kurulan bu kitüphanede, yazma ve eski harfli basma eserler ile padişahların, bilim adamlarının ve din adamlarının koleksiyonları var.

Kadın Eserleri Kütüphanesi (Haliç, İstanbul, Türkiye)

1990’da beş kadın; Doç. Dr. Füsun Akatlı, Prof. Dr. Jale Baysal, Aslı Davaz, Doç. Dr. Şirin Tekeli ve Füsun Yaraş tarafından kurulan bu ilginç ve özel kütüphanede, Türkiye’deki kadın örgütlerine ait yüzlerce belge, özel arşiv, sözlü tarih, kadın yazarlar koleksiyonu, görsel koleksiyon, CD ve ses bantları, birçok efemara* bulunuyor.

Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi (Konya, Türkiye)

Dünya çapında yazma ve nadir eserlere sahip bu kütüphane, 1984’te kurulmuş. Burada Sadreddin Konevi, İbn-i Arabi ve Mevlana gibi büyük alimlere ait matbu, elyazması ya da dijital ortama aktarılmış eserler de var.

Brattle Kitabevi (Boston, Massachusetts, Amerika)

3 katlı bir binada bulunan kitabevinde, eski nadir bulunan kitap serileri ucuz fiyatlarla ve antika sayılan eserlerin orijinal versiyonları müzayede ile satışa sunuluyor.
 
The Last Bookstore (Los Angeles, Kaliforniya, Amerika)

Mermer sütunları ve devasa kapıları ile meşhur olan kitabevinde, yüzbinlerce kitap kolleksiyonu var.

Barter Books (Alnwick, İngiltere)

Victoria dönemi mimarisine sahip bir tren garında olan kitabevi, “Keep Calm and Carry On” yazılı posterlerinin slogan haline gelmesiyle meşhur. Burada ikinci el kitap alım ve satımı da yapılıyor.

Shakespeare and Company (Paris, Fransa)

Notre Dame Katedrali’nin yanındaki bu kitabevi, alt katındaki, bozuk para atıp dilek dilenebilen bir kuyuya sahip olmasıyla meşhur.

Polare Maastricht (Maastricht, Hollanda)

2007’de açılan kitabevi, gotik yapıdaki mimarisiyle meşhur.

Livraria Lello e Irmao (Porto, Portekiz)

1800’lü yıllarda kurulan ve J.K. Rowling’in Harry Potter kitabını yazdığı, filmlerin birçok sahnesinde yer verilen bu kitabevi, sütunları ve işlemeli duvarları ile meşhur.

Ateneo Grand Splendid (Buenos Aires, Arjantin)

Bir opera binası olarak tasarlanan fakat 1920’lerin sonunda sinema salonuna dönüştürülmüş.

Okumak da yazmak da son derece keyifli. Bol bol okuyun. "Nasıl olur?" demeyin, yazın. En azından günlük tutun. Hiçbir şey yapamıyorsanız, gerçekçi düşüncelerinizi, çekincelerinizi, endişelerinizi, sevinçlerinizi, sırlarınızı yazın ve okuyun. Sonra da yırtıp ya da yakıp atın isterseniz. Ama yazın. Okumak da yazmak da birer terapi şekli.

Bana da “Okumak mı, yazmak mı?" diye sorarsanız ''Seyretmek," derim. Çünkü ben okurken de yazarken de dünyayı seyreylerim!

Doğala özdeş aromalı, katkısız, saf, temiz, berrak zihinli, huzurlu ve sağlıklı günler dilerim sevgili Nergal Blogsever.

NOT 1: Efemara / Ephemera nedir? (Kadın Eserleri Kütüphanesi)

Grekçe, Epi hakkında ve Hemera gün sözcüklerinden oluşur. Sözlüklerde kısa ömürlü her şey olarak geçmekte. Kağıttan yapılmış -ki bu bir kibrit ya da ilaç kutusu, bir kartpostal da olabilir- resmi olmayan evraklar, ilanlar, fotoğraflar, gibi belgelerdir. Bunlar bazen resmi olan kaynaklardan daha çok bilgi içerebilir. Ancak bu tanıma kitap ve pul girmez.

Bulunan en eski efemera, MÖ 300 yılına ait bir papirüsmüş örneğin. MS 100'de İngiltere'de bulunan efemeralar ise şöyle; savaş kayıtları, inşaat malzemesi faturaları, bir mektup ve ayakkabı imalatına ait bir belge.

NOT 2

Hazır kitap konusunu işlemişken, son kitabım "Sonra Ağlarım"ı okumak isteyen bir kitapsever Nergal'liye hediye etmek istiyorum. Bunun için yapmanız gereken sadece istediğinizi belirtmek. Gerek bloğumuzdan, gerekse bağlantılı sosyal medya hesaplarımızdan ya da mail yolu ile isteyebilirsiniz. Bizler de çekiliş yaparak, kitabın kime gideceğini belirleriz.

Bir kitapsever olarak emeğe değer verdiğiniz için, kitapları satın almayı istiyor, tercih ediyor olabilirsiniz. Ne güzelsiniz. Ama bazen hediye almak ya da vermek de insanı mutlu eder.

Hep mutlu olun. Sevgiyle, sağlıkla ve kitapla kalın.

  • user

    İklim Dora

    Merhabalar güzel kitapseverler... Hediye etmek istediğim kitabım 'Sonra Ağlarım' için çekilişimi yaptım. İlginiz için teşekkür ederim. Ne güzelsiniz. E-posta ile, mesaj ile, Instagram, Facebook, Tumblr, Kooplog ve tabii ki Nergal ile geldi istekleriniz. Mutlu oldum. Seçim adil olsun diye çekiliş yaptım tabii. On adet seçtim ve çektim ve kağıtları eşime verdim. O da açarak isimleri bana okudu, bir yandan bergamotlularımızı içerken. Çok keyifliydi. Pek tatlı dokuz hanım ve bir genç beyefendi arkadaşımızın ismi çıktı. En altta harf sırasına göre bu isimleri açıklayacağım. Malum Koronalı günlerdeyiz hala. Elde olmayan sebepler dışında, en kısa ve uygun zamanda göndermeye çalışacağım kitaplarınızı. Bu süreçte kargolarda yaşanacak gecikme ya da aksaklılar için de anlayışlı olmanızı rica ediyorum. Evet biliyorum ara ara bizi sinir edebiliyorlar kayıtsızlıklarıyla ama onlar da çok yoğunlar ve çok yoruluyorlar gerçekten şu günlerde. Benim de birçok takipçi biriktirmek değil, gönül birliği etmektir dileğim. Kalbimdekileri, aklımdakileri, hayalimdekileri, kurguladıklarımı, uyguladıklarımı paylaşmaktır isteğim. Eşlik ederseniz sevinirim. Hepinize tekrar teşekkür ederim. Kitapla, sağlıkla, huzurla, sevdiceklerinizle yanyana kalın. İklim Dora ✿⊱╮ Çekilişte çıkan isimler: Aylin Sesli Berkan Girit Esila Ersöz Fatma Atagüçlü Gülçin Can Gül Demet Uysal Hülya Aysel İlknur Akbay İlsen Yurdakul İrem Balaban

    3 ay önce

  • user

    İklim Dora

    Merhaba İlknur Hanım... Nergal'e Hoş Geldiniz. Mailinizi de aldım, notumu da... Sevgiler.

    3 ay önce

  • user

    ilknur

    merhaba ben de kitap isteyebilirmiyim? mail adresinize bilgilerimi yazdım teşekkürler. ilknur akbay

    3 ay önce

  • user

    İklim Dora

    Merhaba İlksen Hanım... Nergal'e Hoş Geldiniz. Notumu aldım, çekilişe isminizi ekleyeceğim. Ayrıca ek bilgi için de teşekkürler.

    4 ay önce

  • user

    ilksen yurdakul

    bende her yerden yazıyorum kitap istiyorum satın alıcam arkadaşıma hediye için buda bana hediye olsun olmazmı birde ingilterede kütüphanelerde dünya birinciliğinde Britanya Kütüphaneside var 1,70 milyon kişi ziyaret ediyormuş her yıl buda benden teşekkür ederim

    4 ay önce